Prof. Dr. Geylan Işık
Opioidler, yüzyıllardır anksieteyi yatıştırmak ve analjezi sağlamak amacıyla kullanılmışlardır. «Opioid», «narkotik analjezik», «narkotik anestetik» terimleri spesifik opioid reseptörlerine bağlanarak opioid agonist etkiler gösteren ilaçları tanımlamak için kullanılır. Bu ilaçların çoğu yalnızca intravenöz analjezik olarak değil, primer intravenöz anestetik olarak da kullanılır.
TARİHÇE
Morfin, 1803'de Serturner tarafından opiumdan (afyon) izole edilmiş, klinik uygulamaya ise 1853 yılında girmiştir. Başlangıçta, premedikasyonda analjezik etkisinden faydalanılan morfin daha sonraları anestezisi sırasında ve postoperatif analjezi amacıyla uygulanmıştır. 19. yüzyıl sonlarında ise morfin (1 - 2 mg/kg), skopolamin (1 - 3 mg/70 kg) ile birlikte iv (intravenöz) ve im (intramusküler) olarak anestezi oluşturmak amacıyla kullanılmıştır.
İntravenöz anestetik olarak çok kısa etkili barbitüratların ortaya çıkışı «balans anestezi» kavramının popüler olmasını sağlamış ve opioidler intraoperatif olarak da kullanılmaya başlanmıştır. N2O + Narkotik anestezisinde ilk olarak tiyopental, d-tübokürarin ve opioid (morfin, dolantin) kullanılmış, İnnovar (talamonol) + N2O anestezisinde ise intravenöz bir ajan uygulamaya eklenmiştir (hipnotikler, sedatifler, trankilizanlar). Bu yöntemler balans anestezi olarak isimlendirilir. Çünkü her bir intravenöz ajan selektif etkilidir ve spesifik bir amaçla uygulanır (analjezi, adale gevşemesi, amnezi, otonom reflekslerin ortadan kaldırılması için).
Opioidler potent inhalasyon ajanlarının uygulandığı anestezi sırasında da kullanılırlar. Bu uygulama ile inhalasyon anestetiklerine gereksinimi azaltır ve anestezinin kardiyovasküler ve diğer organ sistemlerindeki depresif etkisini azaltırlar.
DeCastro ve Lowenstein, opioidlerin yüksek dozlarda tam bir anestezi oluşturduğunu açıklamışlardır. Ancak, morfin anestezisi tekniğinde ortaya çıkan yetersiz amnezi, histamin salınımı, uzamış postoperatif solunum depresyonu, vazodilatasyon nedeniyle kan volümünün artırılma gereksinimi ve hipertansiyon gibi problemler, morfinin tek başına anestetik olarak popülaritesini azaltmıştır. Morfinin tersine fentanil, hem balans anestezinin (N2O + Narkotik) bir komponenti olarak, hem inhalasyon anestetiğine yardımcı bir ilaç olarak hem de yüksek dozlarda (50 - 150 µg/kg) primer veya tek başına anestetik olarak popüler olmuştur. En önemli problem ise postoperatif uzamış solunum depresyonudur.
Morfin ve fentanil anestetik dozlarda kardiyovasküler fonksiyonda depresyon yapmaksızın tam bir anestezi oluşturur. Bu yöntem bugün, kardiyovasküler rezervi az veya hiç olmayan hastalarda ideal anestezi tekniğidir. Fentanil + oksijen anestezisi, morfine göre postoperatif solunum depresyonuna daha az neden olur, daha iyi bir kardiyovasküler stabilite sağlar, histamin salınımına neden olmaz ve vazodilatasyon oluşturmaz.
SINIFLANDIRMA
Opioidler; genellikle doğal, yarı sentetik ve sentetik olarak sınıflandırılırlar.
Doğal opioidler
- Fenantren türevleri : Morfin, Kodein, Tebain
- Benzilizokinolin türevleri : Papaverin
- Yarı sentetik opioidler : Eroin, Dihidromorphone / morphinone, Tebain türevleri (etorfin)
Sentetik opioidler
- Morfinan türevleri (levorphanol)
- Difenilpropilamin veya metadon türevleri (metadon, d-propoksifen)
- Benzomorfan türevleri (pentazosin, fenazosin)
- Fenilpiperidin türevleri (fentanil, sufentanil, meperidin)
DEVAMINI OKUYABİLMEK İÇİN[ ÜYE OL] VEYA [ GİRİŞ YAP]