MENÜ

 TIBBİ MAKALELER
 Makaleler
 Makale Arşivi
 Makale Öner
 Makale Konuları
 Dosyalar
 Yeni Dosyalar
 Popüler Dosyalar
 Dosya Kategorileri
 Dosya Öner
 Forumlar
 ZİYARETCİ DEFTERİ
 TAVSİYE ETTİĞİMİZ SİTELER
 
 BİZE ULAŞIN

TIP & ECZACILIK

 Aksiklopedi
 Tıbbi Terimler
 Laboratuvar
 Tanı Algoritması
 Medline(Türkçe)
 Medline(İnglizce)
 Tıbbi Dosyalar
 Nöbetci Eczane

HUKUK

 Ana Kategori
 Kanunlar
 Tüzükler
 Yönetmelikler
 Genelgeler
 Yönergeler
 Sık Sorulan Sorular

HERKE İÇİN SAĞLIK

 ..::saglik::..
     Böbrek Sagligi
     Göz Sagligi
     Kalp Damar
     Kulak Burun Bogaz
     Kanser
     Bulasici Hastaliklar
     Kadin Sagligi
     Erkek Sagligi
     Çocuk Sagligi
     Çocuk Sagligi 2
     Çocuk Hastalikları
     Gebelik
     Bebekler
     Ilk Yardim
     Ilk Yardim 2
     Hastaliklar
     Dis Sagligi
     Genel Saglik

DOST SİTELER

 DOST SİTELER
 Hemşireler Sitesi
 Sağlıkcılar Portalı
 DoktorTR.Net
 OSAHED
YARA ENFEKSİYONLARINDAN KORUNMA VE KONTROL
Tarih: Sunday, December 13 @ 22:29:16 EET Gönderen doktor


İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri
Yara Bakımı ve Tedavisi Sempozyum Dizisi No:67 s.159-166 
 
YARA ENFEKSİYONLARINDAN KORUNMA VE KONTROL
 
Hemş. Nurgül TAYRAN
1.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi
 
 
Yara tedavisine MÖ 1700'lü yıllarda rastlanılır. Simith Papirüs tarafından tespit edilen belgede; Eski Mısır'da 48 hastadan 7 tanesinin yara tedavisi ile ilgili bilgileri yer almaktadır. MÖ 460-370 yılları arasında Hippocrates yara iyileşmesi ile ilgili bilgiler vermiştir. MS ilk yüzyılın yarısında Celcus yeni oluşan yaranın temizlenmesini, yabancı cisimlerden arındırılmasını, Galen yaralardaki kan pıhtısı ve yabancı materyallerin temizlenmesini önermişlerdir.
1460 yılında Heinrich Von Pfolpeundt yaraların temiz bezlerle sarılmasını ve cerrahların ellerini yıkaması gerektiğini vurgulamıştır.
1728 yılında John Hunter ateşli silahlarla olan yaralarda yaranın alet sokularak oynanmaması gerektiğini, aksi takdirde ciddi enfeksiyonların olabileceğini bildirmiştir.
Macar asıllı kadın hastalıkları ve doğun uzmanı olan Ignaz Philiph Semmelweiss çalıştığı klinikte el yıkama yapılmadan vaginal muayene yaptıklarını ve doğum olayını gerçekleştirdiklerini, ilgili klinikte puerperal sepsis nedeniyle ölüm oranının yüksek olduğunu gözlemlemiştir. Oluşan enfeksiyonlardan yıkanmamış ellerin sorumlu olduğunu belirtmiştir. Hekimlerin hastasına bakmadan önce ellerini kalsiyum klorür solüsyonu ile yıkaması gerektiğini bildirmiştir.
Asepsi antisepsinin öncülerinden olan Joseph Lister; 1827'de yara enfeksiyonunun istenmeyen bir durum olduğunu, mutlaka önlenmesi gerektiğini kabul ettirmiştir. Koğuşların temizlenmesini, yara ile ilgili girişimlerin temiz ortamlarda yapılmasını önermiştir. Yara pansumanlarında karbolik asit kullanarak yara enfeksiyonlarının önlenebileceğini öngörmüştür. Aynı yıllarda Louis Pasteur hastalıkların mikroplarla oluştuğu fikrini ortaya çıkarmıştır.
Amerikalı bir cerrah olan William S. Halsted (1852-1922) dokulara saygılı olunmasını, yumuşak hareketlerle müdahale edilmesini istemiştir. Operasyon sırasında kauçuk eldivenlerin giyilmesi gerektiğini vurgulamıştır. 1997' de ilk kez maske kullanımı Mikulicz tarafından dile getirilmiştir.
1900'lü yıllarda yara iyileşmesinde enfeksiyonun yok edilmesi gerektiği savunulmuş ve 1939 yılında Alexander Flemming tarafından penisilinin keşfedilmesi ile de antiseptik solüsyonların yanı sıra antibiotik tedavisi de başlamıştır. Önceleri absorbsiyon etkisi ile asit borik ve daha sonra da hem aerob ortam yaratmak hem de effervesan etkisiyle nekroze, pürülan materyali yaradan uzaklaştırmak için yara pansumanlarında hidrojen peroksit kulanılmıştır.
Yara ve Enfeksiyonları
Yara, doku bütünlüğünün bozulması ile karekterizedir. Herhangi bir dış etken ile oluşabilir ya da yapılan bir cerrahi girişim ile açılabilir. Bundan dolayı yara enfeksiyonlarını; cerrahi alan enfeksiyonları ve diğer yara enfeksiyonları (travmatik yaralar, lokal yaralar, sistemik nekrotizan yaralar, bası yarası, yanık yarası enfeksiyonu, diyabetik ayak gibi) olarak iki grupta toparlayabiliriz.
Yara gelişiminde değişik faktörler etkilidir. Yarada konağa ait olan direnç azalmakta ve bakteri inokülüm miktarında denge bakteri lehine değişmektedir. Büyük taravmatik yaralarda endojen ve ekzojen kaynaklı bulaşmalarla bakteri kontaminasyonu gerçekleşmektedir. Tükrük, dışkı, vaginal sekresyonlar ile kontamine olan yara ve vücudun nemli/ıslak bölgelerinde oluşan yaralarda enfeksiyon riski oldukça yüksektir. Yabancı cisimlerle kontamine yaralarda değişik bakteri ve mantar enfeksiyonları görülebilmektedir. Bitki materyali ve kumaş lifleri yoğun inflamasyona neden olabilmektedir. Beslenme yanlışlıkları, sigara içme, kronik hastalıklar, immünite bozuklukları, malignansi, periferik damar hastalıkları gibi konak faktörleri de enfeksiyon riskini yükseltmektedir.
Yaralanma tipi enfeksiyon gelişiminde etkilidir. Kesici aletlerle olan yaralarda enfeksiyon riski kör uçlu, ezici aletlere göre daha azdır. Vücut bölgelerinde flora ve kan akımı farklılıkları da enfeksiyon gelişimini etkilemektedir. Üst ekstremitelerde ve alt ekstremitelerde özellikle ayak yaralarında enfeksiyon gelişim riski yüksektir. En önemlisi de asepsi antisepsi kuralları göz önünde bulundurularak yara bakımının gecikmemesidir.
Cerrahi Alan Enfeksiyonları (CAİ)
Hastanede gelişen enfeksiyonların ortalama olarak %20'sini oluştururlar. Cerrahi girişimi takiben otuz gün içinde, implant kullanılmış ise bir yıl içinde gözlenen; cerrahi insizyon ile açılan ya da müdahale edilen alanla ilgili enfeksiyonlardır. Yüzeyel insizyonel cerrahi alan, derin insizyonel cerrahi alan ve organ/boşluk cerrahi alan olmak üzere üç grupta incelenir.
Cerrahi işlem sürecinde kontamine olma riskine göre yara; temiz, temiz kontamine, kontamine ve kirli-enfekte olmak üzere dört grupta ele elınır. Kontamine ve kirli yaralarda enfeksiyon gelişme riski oranının yüksek olduğu değişik çalışmalarda bildirilmektedir.
1997 yılında Coşkun ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmaya göre CA1 gelişme oranları; temiz yaralarda CA1 gelişimi % 1.5, temiz- kontamine yarada CA1 gelişimi % 4.2, kontamine yarada CA1 gelişimi % 12, kirli-enfekte yarada CA1 gelişimi % 18 şeklinde bulunmuştur.
Bu sonuçlardan da anlaşılacağı üzere CA1 gelişimi ile yara türü arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Kontamine ve kirli-enfekte yarada enfeksiyon gelişme oranının yüksek olduğu uluslar arası çalışmalarda da bildirilmektedir. Yara türünü değiştirmek mümkün değildir fakat yüksek riskli yaralarda profesyonelce ve uygun teknik ile asepsi antisepsi kuralları göz önüne alınarak yapılan yara bakımı ile CA1 gelişimini azaltılabilir.
1999 yılında Hastane Enfeksiyon Kontrol Uygulamaları Danışma Komitesi [Hospital Infection Control Practice Advisory Committee (HICPAC)] tarafından CA1'den korunmada rehber niteliğindeki önerileri geliştirmiştir. HICPAC ve deneyimli otörlerce etkinliği gösterilmiş önlemler kategori 1 olarak, daha az bilimsel verilerle desteklenen verilerde kategori 2 olarak belirlenmiştir. Kanıt bulunmayan durumlar da çözümlenmemiş konu olarak sunulmuştur. Operasyon öncesi, operasyon esnası ve sonrası dönemi içeren ekzojen faktörler ile hastanın kendisine ait olan endojen faktörler, cerrahi yara infeksiyonu gelişim riskini etkilemektedir.
CA1 önlenmesine yönelik planlama için; yaranın mikrobiyolojik kontaminasyonunun önlenmesi, hastaların duyarlılığının azaltılması, direncinin artırılması esastır. El yıkama, asepsi-antisepsi kurallarının eksiksiz uygulanması, en uygun cerrahi tekniğin seçilmesi, uygulanması, uygun antibiotik profilaksisi başarılı bir koruyuculuk için gereklidir. Ayrıca CA1 kontrolü için doğru yöntemlerle sürveyans yapılmalı, sürveyans sonuçları düzenli olarak sağlık ekibine geri bildirim ile iletilmelidir.
Sürveyans
Fransızca'da kelime anlamı olarak izlemek, seyretmek anlamına gelmektedir. Belli bir popülasyondaki olaylar ile ilgili bilgilerin toplanması, yönetilmesi, analiz edilmesi ve rapor edilmesini kapsayan dinamik bir süreçtir. Temel amaç hastane enfeksiyonlarını azaltmaktır. Hastane nefeksiyonlarının saptanması, yerleşim yerine göre isimlendirilmesi, verilerin yorumlanması, hasta bakım uygu­lamalarının gözlenerek değerlendirilmesi, hasta bakımında kullanılan aletlerin ve hasta çevresinin değerlendirilmesi, eğitimin sağlanması sürveyans kapsamında yapılması gereken işlemlerdir. İnvaziv araç kullanım oranları, invaziv araç kullanımı ile ilişkili enfeksiyon insidans hızı gibi parametreler takip edilmeli ve sonuçlar ilgili birime rapor edilerek değerlendirilmelidir. Enfeksiyon sürveyansının hastane masraflarının ve nozokomiyal (hastane kaynaklı) enfeksiyon hızının azaltılmasında etkili olduğu bilinmektedir.
Ulusal Hastane Kaynaklı Enfeksiyon İzlemi [National Nosocomial Infection Survey (NNIS)]'ne katılan hastanelerde uygulanmak üzere 1987 yılında Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi [Centers for Disease Control and Prevention (CDC )] tarafından hastane efeksiyonu tanımları yapılmış, 1988 yılında da uygulanmaya başlanmıştır. 1992 yılında CAİ ve 2002 yılında da nozokomiyal pnömoni tanımlarında düzenleme yapılmıştır. 1994 yılında NNIS tarafından yapılan bir çalışma ile 13 anatomik alanda 48 infeksiyon tanımı yapılarak listelenmiştir.
Yara Bakımı
Doku bütünlüğü bozulduğunda yaranın türü, şekli ve derinliğinin belirlenmesi, yaranın iyileşme seyrinde en iyi çevresel koşulları sağlamak açısından önemlidir. Kanama kontrol altına alınarak ve enfeksiyon önlenerek iyileşme için uygun ortam sağlanmış olacaktır. Doğal yara iyileşme süreci iyi bilinmeli ve bu süreci bozabilecek her türlü uygulamadan sakınılmalıdır.
Yaranın iyileşme sürecinde enfeksiyon belirti ve bulguları yakından izlenmelidir. Dirençli patojen mikroorganizma ile bulaştan şüphelenildiğinde, Hastane Enfeksiyon Kontrol Komitesinin (HEKK) önerisine göre; yara kültürleri ile yara çevresinin antisepsisi için kullanılan antiseptiklerden (%10 povidon iyot gibi), direkt yara bakımı için kullanılan sıvılardan (%0,9 Nacl solüsyonu gibi) ve bakımda kullanılan steril malzemelerden kültür alınmalıdır. Böylece yara alanına yerleşerek kolonizasyon yaratan mikroorganizmalar saptanabilir. Dirençli patojen mikroorganizmaların yayılımından oluşabilecek salgınlar önlenebilir.
Çapraz kontaminasyonun önlenmesi için; el yıkama, doğru eldiven kullanımı, atık yönetimi, tek kullanımlık steril pansuman malzemesi kullanımı, uygun sterilizasyon-dezenfeksiyon çok önemlidir. Yara pansumanında; uygulamadan kaldırılması gereken pens kavanozu ve tromel kullanımı yerine, tek kullanımlık steril paketlerde hazırlanan pansuman malzemesi tercih edilmelidir. Yara enfeksiyonu bulgularına rastlanıldığında (yanık yarası enfeksiyonu gibi) biyopsi alınmalı ve histolojik inceleme yapılmalıdır. HEKK önerisine göre gerekli ise, çevre-yüzey kültürleri alınarak dirençli patojen mikroorganizmaların yayılımı saptanmalıdır.
Pansuman Neden Yapılır?


DEVAMINI OKUYABİLMEK İÇİN[ ÜYE OL] VEYA [ GİRİŞ YAP]

YARA ENFEKSİYONLARINDAN KORUNMA VE KONTROL | Hesap Aç/Yarat | 0 Yorum
Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

 

İlgili Bağlantılar

· Daha fazla Cerrahi
· Makale gönderen doktor


En çok okunan Makale: Cerrahi:
atheroskleroz biyokimyası.rtf

Makale Puanlama

Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu Makaleyi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

Seçenekler


 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

:


Msn bot last visit powered by MyPagerank.Net
Yahoo bot last visit powered by MyPagerank.Net

Web Stats
traffic analysis

Google Sitemap Generator
ONOFİS WEB HOSTİNG