İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğilimi Etkinlikleri______________
Yeni Yasalar Çerçevesinde Hekimlerin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu, Tıbbı Malpraktls ve Adli Raporların Düzenlenmesi
Sempozyum Dizisi No: 48 • Şubat 2006 • s.147-154
Adli Raporların Hazırlanmasında Kullanılan Kılavuz
Doç. Dr. Nadir ARICAN - Dr. Oğuzhan EKİZOĞLU
Ülke gerçekleri ve günün koşullarını karşılayamadığı ve ömrünü tamamladığı konusunda birey, sivil toplum örgütleri ile kurumların hemfikir olduğu yaklaşık seksen yıllık bir döneme damgasını vuran 1926 tarihli sayılı Türk Ceza Kanunu 2005 yılında uygulamadan kaldırıldı. Son 2 dekad da değişik kesimler tarafından zaman zaman tartışılan ancak son birkaç yıl içerisinde olgunlaştırılıp -kimilerine göre yeterince tartışılmadan yasalaştığı ifade edilen- uygulamaya giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve bu yasalara paralel olarak yapılan yasal düzenlemeler, sadece hukuk alanında değil, özü gereği tüm kesimleri ilgilendiren bir durum olarak karşımıza çıkmıştrr.Dolayısıyla bir taraftan, başta konu ile yakından ilgili meslek grupları olmak üzere tüm kesimlerin kısa sürede bilgilendirilmesi ve önemli değişimlerin vurgulanmasına çalışılırken, diğer yandan olası aksaklıklar da değerlendirilerek önümüzdeki dönemde iyileştirilmesine yönelik çabalar ve tartışmalar da devam etmektedir. Söz konusu yasaların hazırlanması aşamasında ilgili meslek gruplarının süreç içerisinde yer alamadıkları tartışmaları özellikle sivil toplum örgütleri tarafından halen devam etmekte ise de yasalar uygulamaya girmiş, bireylerin ve kurumların sorumlulukları yeniden düzenlenmiştir.
Yeni Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile hemen ardından uygulamaya giren “Ceza muhakemesinde beden muayenesi, genetik incelemeler, ve fizik kimliğin tespit hakkında yönetmelik” ve “Yakalama, gözaltına alma ve ifade alma yönetmeliği” biz hekimleri de oldukça yakından ilgilendirmektedir. Gerek mesleki uygulamalarımız gerekse bilirkişi olarak görevimizi yürütürken alanımıza önemli değişimler getirdiği açıktır. Söz konusu yasal düzenlemeler, bilirkişilik görevini yürüttüğümüz süre içerisinde alışkın olduğumuz çoğu kavramda değişiklik yaparak, ilk dönemlerinde içeriğin anlaşılmasında zorluklara, dolayısıyla doğrudan uygulamada ve adli raporların düzenlenmesinde güçlüklere yol açmıştır. Bu bölümde, yeni yasal düzenlemeler ile özellikle travmalar konusundaki köklü kavramsal değişimler, adli rapor hazırlarken yararlanılacak rehber ve bu rehberin hazırlanma sürecindeki çalışmalar ile kullanımı konusunda bilgiler verilecektir.
İlgili kanunların uygulamaya girmesi ve bu kanunlara dayanarak çıkartılan bazı yönetmelikler doğrultusunda adli tabiplik hizmetlerinin yürütülmesi ile ilgili konuların yeniden düzenlenmesi gereği belirtilerek Sağlık Bakanlığı, Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından 22.09.2005 tarihli “Adli tabiplik hizmetlerinin yürütülmesinde uyulacak esaslar” konulu genelge hakkında da bilgi verilecektir.
Yeni CMK ve Yeni TCK kabulünün öncesinde eski uygulamadaki aksaklıklar ve çözüm önerileri, gerek bireysel gerekse kurumsal düzeyde çeşitli platformlarda tartışılmış ve yasanın genel çerçevesinin oluşturulması ve uygulamadaki projeksiyonları üzerinde önemli çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Konumuz adli raporlar ve Yeni TCK da belirlenen çerçevede rapor yazılmasında kullanılacak kılavuzun kullanımı olduğundan; travmalar ile ilgili olarak 86, 87 ve 88. maddeler ile yeniden düzenlenen, bir önceki TCK da 456. Madde ile uygulaması yapılmış olan ve adli rapor yazımında sınırların çizildiği konu değerlendirildiğinde, söz konusu 456. Maddede (Eski TCK) meslektaşlarımızın gayet iyi bildikleri, hayati tehlike, mu-tad_iştigal, uzuv zaafı, çehrede sabit eser, çocuk yapma kabiliyetinde azalma v.b kavramlar mevcuttu. Yeni düzenleme de bu kavramların çoğu karşılığını bulmuştur. İlk bakışta çok önemli değişimlerin yokmuş gibi görünmesine rağmen, özellikle rapor yazımında dikkat edilmesi gereken ciddi farklılıkların olduğu göze çarpmaktadır. Önceki dönemde özellikle mutad-iştigal (İş ve güçten kalma olarak da tanımlanan) konusunda önemli sorunların ve konu ile ilgili önemli tartışmaların olduğunu biliyoruz. Adli şifa süresinin belirlenmesi olarak da tanımlayabileceğimiz bu kavram bir anlamda travmanın ağırlık derecesinin belirlenmesinde kullanılan önemli kriterlerdendi. 0-10 gün, 11-19 gün ve 20 ve üzerinde olup olmamasına göre kişilere verilecek cezanın belirlenmesinde yasa uygulayıcıları tarafından dikkate alman bir unsur idi. Bilirkişilik uygulamalarında, bilimsel gerçekler doğrultusunda standart ve objektif olma yükümlülüğü de bulunduğundan, adli rapor hazırlarken kullanılabilecek ve standart oluşturulmasında yardımcı olan tablolar geliştirilmişti. Eski TCK ya göre hazırlanmış söz konusu tablolar Prof. Dr.Şemsi GÖK, Prof. Dr. Özdemir KOLUSAYIN ve Dr. Selman AKYOL tarafından hazırlanmış ve “kişilere karşı müessir fiil-ler”başhğı altında derlenen kitapçık, adli tıp kitaplarında da tablolar halinde yerini alarak adli rapor yazımında hekimlerin başvurduğu kaynak olarak kullanılmıştır. Bu tablolarda tanımlanan travmatik değişimler bilimsel gerçekler ışığında zaman zaman tartışılarak, eklemeler ya da yorum farklılıkları da oluşturulmuştur. Ancak güncellemelere rağmen Yeni TCK ile birlikte yeniden tartışılması ve tıbbın diğer alanlarında çalışan hekimlerin de katkısıyla yeniden değerlendirilmesi çalışmaları yürütülmüştür. Balci ve arkadaşları, tarafından yapılan çalışmada, kullanılmakta olan ölçeğin diğer cetveller ile modifiye edilerek kullanılmasının yararlı olacağını ve çalışmasındaki sonuçların yeni TCK düzenlemelerinde yararlı olacağını belirtmiştir. Konu ile doğrudan ilgili hekim grubu olan adli tıp uzmanları da özellikle uygulamadaki sorunlar ve bilimsel gerçekler ışığında çözüm önerilerini bilimsel platformlarda tartıştığını görmekteyiz. Bu tartışmaların sonucunda da aşağıda aktarılan ve Yeni TCK kapsamında adli rapor yazarken hekimlere ışık tutacak bilimsel gerçekler ışığında hazırlanmış kılavuz oluşturulmuştur.
Bir yandan bireysel çalışmalar ve araştırmalar yürütülürken, diğer yandan alanda görev yapan bilimsel organlar da hızla çalışmalarını yürütmüşlerdir. Yeni TCK yasalaşması süreci öncesinde adli tıp alanında uzun süredir çalışmalarını yürüten “Adli Tıp Uzmanları Derneği” konu ile ilgili olarak hızlı bir organizasyon ile bilimsel platformlarda konunun tartışılmasını sağlamış ve sadece ülkemiz için değil tıp alanında genel kabul görmüş bilgileri de gündeme taşıyarak yeni kılavuzun hazırlanmasına öncülük etmiştir. Adli Tıp Uzmanları Derneği (ATUD) bu kapsamda;
Öncesinde yapılan araştırmalar ve komisyon çalışmaları doğrultusunda bir dizi toplantı yapılmasına karar vermiş ve ilk kez 18-19 Aralık 2004 tarihlerinde ATUD ve Uludağ Üniversitesi Adli Tıp AD işbirliği ile “Yeni TCK ve Adli Tıp Uygulamaları" konulu sempozyum gerçekleşmiştir. Sempozyum öncesinde yara ağırlıkları ile ilgili hazırlanmış taslaklar katılımcılar ile elektronik ortamda paylaşılmış, sempozyumda da katılımcıların öneri ve eleştirileri alınarak 08-09 Ocak 2005 tarihinde atölye çalışması yapılarak geniş katılım ile listenin tartışılmasına karar verilmişti. Atölye çalışması elektronik ortamda (
atud@yahoogroups.com) duyurularak baş-yüz, göğüz -karın, iskelet sistemi, ruh sağlığı ve entoksikasyon olmak üzere 5 çalışma grubu oluşturulmuştur. Bu çalışma gruplarına alanda çalışan hekimlerin yanı sıra görüş ve deneyimlerinden yararlanmak üzere ilgili uzmanlık derneklerinden akademisyenler de toplantı öncesinde bilgilendirilip taslaklar dağıtılarak davet edildi. İstanbul Tabip Odası'nda gerçekleştirilen toplantıda çalışma grupları tekrar taslaklar üzerinde tekrar tartışarak raportörler aracılığı ile sonuçlar sunuldu. Ve öneriler doğrultusunda listelerin yeniden gözden geçirilmesi ve gereken düzenlemelerin yapılması için redaksiyon grubu oluşturuldu. ATUD nin çalışmaları yanı sıra konu ile doğrudan ilgili resmi kurum olan Adalet Bakanlığı'na bağlı Adli Tıp Kurumu da çalışmalarını sürdürmüş, özellikle yargı birimleri ile birlikte çalışmalarını yürütmüştür. Bu süreç içerisinde Adli Tıp Alanında çalışmalarını sürdüren hekimlerin genel kabulü ve isteği doğrultusunda Adli Tıp Kurumu ile birlikte bilgi ve deneyimlerin paylaşımını sağlayabilmek amacı ile o dönem kurulan Adli Tıp Derneği temsilcileri ile bir araya gelinerek kurulan komisyon, çalışmalarını birlikte sürdürmüş ve oluşturulmuş taslağın redaksiyon aşamasını ile öneriler doğrultusundaki değişiklikleri birlikte yürüterek Haziran 2005 tarihinde son halini verip elektronik ortamda yayınlanmasını sağlamıştır. Yukarıda belirtildiği üzere yeni kılavuzun hazırlanması uzun çalışmaları gerektirmiş ancak sonuçta bilimsel gerçekler ışığında tartışılarak olgunlaşması sağlanmıştır. Söz konusu kılavuzun tıp biliminin değişen doğruları ile birlikte güncellenmesi ve eklemelerin yapılması da kaçınılmazdır. Olası değişikliklerin yanı sıra kılavuzu kullanacak meslektaşlarımızın dikkate alması gereken bir diğer konu da önemli ölçüde tüm travmatik değişimler konusunda bilgi vermekle birlikte tamamını kapsaması mümkün değildir. Adli rapor yazarken her olgunun kendi içinde değerlendirilmesi gerektiği gerçeği de göz önünde bulundurularak kılavuzun kullanılması gerekmektedir.
Yeni Türk Ceza Kanunu nun ilgili maddeleri gereği, adli rapor yazarken sıkça kullandığımız, mutad-ı iştigal, farik ve mümeyyizlik, çehrede sabit eser, çehrenin daimi değişikliği, havas ve ya azadan birinin devamlı zaafı v.b zaman zaman anlaşılmasında güçlük çekilen ifadeler değiştirilmiş ve ek tanımlamalar da getirilmiştir.
Yeni tanımlamalar ve kavramlar:
DEVAMINI OKUYABİLMEK İÇİN[ ÜYE OL] VEYA [ GİRİŞ YAP]