OKSİDATİF VE NİTROZATİF STRESİN PSİKİYATRİK BOZUKLUKLARLA İLİŞKİSİ
Tarih: Friday, May 30 @ 00:23:16 EEST
Konu: Psikiyatri


İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri
TÜRKİYE DE SIK KARŞILAŞILAN PSİKİYATRİK HASTALIKLAR Sempozyum Dizisi No:62  •Mart 2008     S:329-340
 
OKSİDATİF VE NİTROZATİF STRESİN PSİKİYATRİK BOZUKLUKLARLA İLİŞKİSİ
Prof. Dr. M. Koray Gümüştaş
Bio. Dr. Pınar Atukeren


Biyolojik sistemlerde serbest radikal reaksiyonları önemli bir yer tutar. Serbest radikaller; son yörüngelerinde bir yada daha fazla eşleşmemiş elektron taşıyan, kimyasal olarak çok aktif, zararlı moleküllerdir. Serbest radikaller; radikal olmayan bir atom veya molekülden bir elektron çıkmasıyla veya radikal olmayan bir atom veya moleküle bir elek­tron ilavesiyle oluşurlar.
Bu bileşikler organizmada normal metabolik yolların işleyişi sırasında oluşabildiği gibi, dış etkenlerin etkisiyle de oluşmaktadır. Çok kısa yaşam süreli, ancak yapılarındaki denge­sizlik nedeniyle çok reaktif olan serbest radikaller, tüm hücre bileşenleri ile etkileşebilme özelliği göstermektedir ve yararlı biyomoleküllerin fonksiyonlarını yitirmesine neden ol­maktadır. Başlıca serbest radikal kaynaklarını şu şekilde sınıfl andırabiliriz:
 
Endojen kaynaklar:
 
Eksojen Kaynaklar:
* Mitokondrial elektron transport zinciri
 
* Diyet faktörleri
* Endoplazmik retikulum
 
* Çevresel faktörler (hava kirliliği)
* Redoks döngüsü
 
* İlaçlar, ksenobiyotikler
* Araşidonik asit metabolizması
 
'Zararlı ışınlar (x-ray, U.V.)
* Fagositik hücreler (monosit ve makrofajlar vs.)
 
ve endotelyal hücrelerdeki oksidatif reaksiyonlar.
 
* Ksantin Oksidaz, NADPH enzimler Oksidaz vs.
.
 
* Otooksidasyon reaksiyonları.
 
 
 
Organik moleküllerdeki yapısal öneminin dışında, aerobik canlıların enerji metabo­lizmasındaki rolü nedeniyle oksijen, hayati bir öneme sahiptir. Aerobik organizmalar solu-numla aldıkları oksijenin % 90 dan fazlasını Mitokondrial Elektron Taşıma Zinciri (ETZ)de enerji üretimi için kullanırlar. Oksijenin % 1-3 ü tam olarak suya dönüşemez ve süperoksit radikali ile hidroksil radikali oluşturur. Oksijenli ortamda, çeşitli fiziksel ve kimyasal etkenlerle oluşan reaktif oksijen türleri (ROS) ve nitrojen türleri (RNOS); hücresel protein, karbonhidrat, nükleotid ve lipidlerin kimyasal modifi kasyonu ile doku hasarına sebep olabilmekte ve kanser, ateroskleroz, artrit, yaşlanma, infl amasyon, iskemi-reperfüzyon hasarı ve birçok dejeneratif olayında patogenezinde rol oynayabilmektedir. Önemli bazı ROS ve RNOS molekülleri aşağıdadır.
Lipid Peroksidasyonu:
Karbon merkezli radikaller hızlı bir şekilde oksijen ile reaksiyona girerek peroksil radikalini oluştururlar. Bu peroksil radikali lipid peroksidasyonunu başlatan radikal olup, çok uzun ömürlüdür.
Biyomembranlar ve hücre içi organeller (mitokondri, endoplazmik retikulum,vs.) membran fosfolipidlerindeki doymamış yağ asitlerinin varlığı nedeniyle oksidatif atak­lara duyarlıdırlar. ROS leri ile hücre hasarı meydana gelirken lipid-serbest radikaller ve lipid peroksitler de oluşmaktadır. Bu tip reaksiyonlar “Serbest Radikal Otooksidasyonu” olarak isimlendirilir ve zincirleme reaksiyonun başlatılması için bir tetikleyici (başlatıcı) faktör gereklidir. Sözü edilen bu faktörün OH. radikali olduğu kabul edilmektedir. Serbest radikallerin oluşturduğu hasarlar arasında en önemlilerinden olan lipit peroksidasyonu, membran yapısında yer alan çok doymamış yağ asitlerinin (PUFA) oksijen radikallerine maruz kalması sonucunda ve dört aşamada oluşur:
Aşağıdaki reaksiyon akışına dikkatli bakıldığında, lipid peroksidasyonunun ken­disini tetikleyerek yeniden lipid radikalleri ve peroksitleri oluşturduğu görülmektedir. Lipid peroksitlerinin konsantrasyonları arttıkça, membranların akışkanlıkları azalır ve kalsiyum gibi iyonların hücre içine geçişi kolaylaşır ve nihayet hücre fonksiyonlarında bozukluklar ortaya çıkar.Bu radikal hasar oluşturma mekanizması sinir hücrelerinin lipid zengin membranlarından dolayı, bir çok psikolojik hastalıkta önemli olduğu için detaylandırılmıştır.
Lipid peroksidasyonu sırasında oluşan bileşiklerden aldehitler en toksik olanlarıdır ve diğer hücre bölümlerine de yayılarak hasara neden olurlar. Nonenzimatik oksidatif lipit peroksit dekompozisyonu sonucu malondialdehit ( MDA ) ve 4-hidroksinonenal (4-HNE) oluşur. MDA in asıl kaynağı ikiden fazla çift bağ içeren yağ asitlerinin otooksidasyo-nunda ve eikozanoid sentezinde serbestleşen endoperoksitlerdir (6).MDA, protein amino gruplarına, fosfolipitlere ve nükleik asitlere bağlanarak toksik etkisini gösterir. Membran bileşenlerinde çapraz bağlanma ve polimerizasyona neden olur. Membranlardan kolaylıkla difüze olarak, DNA yapısında yer alan nitrojen bazlarla reaksiyona girer ve mutajen, karsi-nojen, genotoksik etkiler gösterir. Lipid peroksidasyonunun ölçümü doku hasarının iyi bir göstergesi kabul edildiğinden; peroksidasyon sırasında oluşan konjüge dienlerin ölçümü, in vivo lipit peroksit düzeyini yansıtabilecek önemli bir yöntemdir. MDA miktarının tiyo-barbitürik asit testi ile ölçümü bu amaçla kullanılmaktadır.
Normal fi zyolojik koşullarda, hücreler oluşan serbest radikal ürünleri ve peroksitler gibi moleküllerin neden olabileceği oksidatif hasara karşı antioksidan savunma sistemleri tarafından korunur. Bu sistemler şu şekilde sınıfl andırılabilir:
Enzimatik Antioksidanlar:
Süperoksit Dismutaz (SOD), Katalaz(Cat), Selenyum bağımlı Glutatyon Peroksidaz (GPx) Glutatyon-S-Transferaz (GST), Glutatyon Redüktaz (GR)
Enzimatik Olmayan Antioksidanlar:
Vitamin C, VitE, VitA, Flavonoidler, Melatonin, Ürik Asit, Albümin, Haptoglobu-lin, Sistein, Seruloplazmin, Transferrin ve Laktoferrin, Ferritin, Selenyum, Oksipurinol, Ubikinon, Bilirubin, Glutatyon, Mannitol, Lipoik asit, Hemopeksin vs.
Genel olarak enzimatik antioksidanlar hücre içinde, enzimatik olmayan antioksidanlar ise hücre dışında daha fazla etkilidir. (İstisna olarak; GSH hücre içi güçlü antioksidandır). Reaktif oksijen türleri yanında, aşağıda NO nun oluşumu ve yararlı biyofonksiyonları yanında, NO nun reaktif nitrojen türevleride psikolojik hastalıkların patolojilerinin olu­şumunda etkilidir.
Reaktif oksijen ve nitrojen türlerinin psikolojik hastalıklarla ilişkileri;
Oksidatif stresle indüklenen nöronal prosesler; şizofreni gibi nöropsikiatrik hastalıkların patofi zyolojisinde rol oynar. Genel populasyonun yaklaşık %1 ini etkileyen ve ciddi bir kalıtsal hastalık olan şizofreni; hayatın erken dönemlerinde beyinde ortaya çıkan biyolojik bir bozukluktur ve beynin normal gelişimi bozulur. Şizofrenik beynin kimyasal durumu henüz tam aydınlatılmamıştır ancak şizofrenideki anormal nörolojik gelişmelerin te­melinde biyokimyasal olarak oksidatif stresin yattığı düşünülmektedir.
Şizofreninin patogenezinde oksidatif stres aracılı nöronal hasarın söz konusu olması git­tikçe kabul edilmektedir. Şizofreni hastalarında oksidatif stres genellikle kanda ya da çok az miktarda serebrospinal sıvıda çalışılmıştır. Oksidatif hasar göstergelerinden TBARS (MDA) düzeylerinin arttığı pek çok çalışmada gösterilmiştir (9), aynı zamanda antiok-sidan enzim düzeyleri ile de ilişkili çok çeşitli çalışma sonuçları vardır.
S100 B; astrositler tarafından sentezlenen, kalsiyum bağlayan bir proteindir. Bu protei­nin düzeyinin artışı beyin hasarı ile ilişkilidir. S100 B nin yüksek düzeylerinin apoptozla nöronal ölümde ilişkili olduğu düşünülmektdir. (10). In vitroda da S100 B nin oksidatif stresi indüklediği gösterilmiştir. Şizofreni hastalarında S100 B düzeyleri, diğer oksidatif stres parametreleri olan MDA, SOD, GPX, total antioksidan statü düzeyleri ile beraber incelendiğinde; S100 B nin MDA düzeyleri ile pozitif korele olduğu; antipsikotik tedavi ile düzeyinin azaldığı, şizofreni hastalarında eritrosit SOD aktivitesinin arttığı ancak GPX düzeylerinin değişmediği görülmüştür ve marker olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, E vitamini (11), C vitamini, albumin, total bilirubin, ürik asit ve total antioksidan statü (12) gibi çeşitli antioksidanların plazma değerleri şizofreni hastalarında düşük olarak bulunmuştur. Şizofrenide lipid peroksidasyon biomarkerlarının tayini özellikle önemlidir; bu şizofrenide membran fosfolipidleri teorisinden kaynaklanır (13) ki bu esansiyel çok doymamış yağ asitlerinin (PUFA) metabolizmasını ve bir bireyin psikopatolojik bir duru­mu olduğunda ise membran PUFA nin azaldığını açıklar (14). Ayrıca şizofreni hastalarında protein oksidasyonunun da oldukça arttığı gösterilmiştir (15). Aşağıda yüksek kalori ve düşük kalorili diyet durumlarında membran PUFA içeriğinin radikaller ile etkileşimi sonucu oksidatif hücre hasarına gidiş ve mekanizmada rol oynayan biyomoleküller şematize edilmiştir. Gerek nöropatolojilerin gerekse psikopatolojilerin oluşmasında radikaller yanında bu aracı biyomoleküllerde önemlidir.
  
Nöronal çok doymamış yağ asitleri (PUFA) içeriği nöronal fonksiyonu iki mekanizma ile modifi ye edebilir. İlki; reseptörle ve iyon kanalları fosfolipid matrikstedir ve mikroçevredeki en ufak değişiklik bağlanma karakterinde bozukluğa yol açar. İkinci olarak da; esansiyel yağ asitleri prostaglandinlerin, lökotrienlerin ve eikosanoidlerin prekürsör-leridir ve fosofolipaz A2 ve siklooksigenaz aracılığı ile sayısız sinyal prosesine katılırlar ve eikosanoidler; şizofreninin temel biyokimyasında membran fosfolipid metabolizma bozukluğunda uzun dönem sinaptik plastisitede önemli rol oynar.Artmış fosfolipaz A2 aktivitesi ile beraber aşırı PUFA kaybı gösterilmiştir; bu fi ziksel olarak hücre membran kompozisyonunu değiştirir. Pek çok çalışmada da dışarıdan PUFA alınmasının olumlu et­kileri gösterilmiştir. Beyinde PUFA oksidasyona aşırı duyarlıdır. Bu özellikle beyin daha aktif aerobik metabolizmaya sahip olduğundan ve daha az antioksidan içerdiğinden önem kazanır. Lipid içeriği oldukça zengindir ve nöronal DNA hasar gördüğünde; DNA rep-likasyonu olmadığı için tamir olamaz.
Şizofreni hastalarında SOD, katalaz ve glutatyon peroksidaz enzim düzeyleri düşüktür. Şizofreni hastaları ve onların sağlıklı kardeşleri incelendiğinde; hastalarda SOD, katalaz, glutatyon peroksidaz düzeyleri yine düşük bulunmuşken, kardeşlerde antioksi-dan enzim düzeyleri değişken çıkmıştır. SOD ve katalaz aktiviteleri düşükken, GPx aktivitesi yük­sek çıkmıştır. GPx in yüksek çıkması; sağlıklı kardeşlerde koruyucu bir mekanizmanın olabileceğine dikkat çekmektedir.
Şizofrenik hastalar bipolar bozukluğu olan hastalarla kıyaslandığında ise; her iki grupta da aynı şekilde antioksidan savunma enzimleri olan SOD, katalaz ve GPx in şizofrenlerde daha düşük olduğu ve TBARS ın daha yüksek olduğu görülmüştür.
Şizofrenik hastaların hipokampüslerinde artmış DNA hasar göstergesi olan 8-okso-guanosin düzeyinde artış olduğu gösterilmiştir. Yeşil çayda bulunan kateşinler ve kırmızı şarapta bulunan resveratrol gibi fenolik antioksidanların kan beyin bariyerini geçe­bildikleri ve şizofreni hücre kültürü modelinde oksidatif DNA hasarına karşı koruyucu etkileri gösterilmiştir. Aynı çalışma da omega-3 yağ asitlerinin de verilmesi hasarı azalt­mada etken olmuştur.
Glutatyon (GSH); başlıca antioksidanlardan biridir ve hücreleri; dopamin metaboliz­masında oluşan ROS hasarına karşı korur. Şizofreni hastalarında prefrontal kortekste ve serebrospinal sıvıda GSH azalması gösterilmiştir. GSH daki azalma membran per-oksidasyonuna ve dopaminerjik terminallerin etrafında mikrolezyonlara dolayısı ile de iletide bozukluğa yol açar. Bu etki; dopamin semikinon/kinonun GSH ile direkt konju-gasyonundan kaynaklanıyor gibi gözükmektedir. Ve bu azalma; SOD veya D1/D2 resep­tör antagonistleriyle bloke edildiğinde; dopamin reseptörlerini aktive ederek süperoksid oluşumunda yer alır. Ayrıca, bu hastalarda gösterilen nitrik oksit sentazlar tarafından artmış nitrik oksit (NO) sentezi de şizofreninin patofi zyolojisinde NO nun muhtemel rolünü düşündürmektedir. Bu bulgular da bu hastalıkta antioksidanlarla beraber NO sentaz inhibitörlerinin de yeni tedavi stratejileri arasında düşünülebileceğini göstermiştir.
Oksidatif stres aynı zamanda klasik antipsikotikler tarafından meydana gelen yan et­kilerin de gelişmesinden sorumludur. Klasik antipsikotikler oksidatif stresi arttırırlar ve beyinde oksidatif hücre hasarına yol açarlar. Haloperidol; prooksidan özelliğine bağlı olarak, beyinde serbest bir radikale dönüştürülür ki bu da çeşitli nöronal yapıların; özellikle membranların bozulmasına yol açar. Haloperidol toksisitesinin, hücre kültürü çalışmalarında, E vitamini ile giderilebileceği gösterilmiştir.
Şizofreninin tedavisinde nöronal membran hasarını önlemede antioksidan supleman-tasyonu önemli bir strateji olmalıdır. C vitaminin de antipsikotiklerle beraber verilmesi­nin faydası gösterilmiştir ve tedaviye esansiyel yağ asitlerinin de ilavesi şizofreninin iyileşmesinde etkili olmuştur ki bu düşünce şizofreni hastalarının eritrositlerinde çok doymamış yağ asidi düzeylerinin düşük olmasından dolayı ortaya çıkmıştır ve ω-3 yağ asitlerinin de diyete eklenmesi bu hastalığın iyileşmesine oldukça katkıda bulunmuştur
Antipsikotiklerin ekstrapiramidal yan etkilerinde önemli rol oynayan bazal ganglia ok-sidatif hasara özellikle yatkındır, çünkü yüksek oranda Fe içerir. Antipsikotik tedavinin, hayvanlarda beyinde, antioksidan düzeylerini değiştirdiği gösterilmiştir.
Kronik aracılı hastalarda (tipik antipsikotikler; haloperidol, proliksin ve klorproma-zon); SOD düzeyleri yüksek, katalaz düşük ve GPx değişmemiş bulunmuştur. Ancak, hiç tedavi görmeyen hastalar incelendiğinde ise; SOD düzeyleri düşük fakat katalaz ve GPx değişmemiş bulunmuştur. Dolayısı ile antipsikotiklerle tedavi antioksidan enzimlerin dengesinde değişikliğe yol açmaktadır denilebilir. Tipik ve atipik antipsikotiklerle tedavi gören şizofreninin farklı alt tipleri de gözönüne alınarak hastalar incelendiğinde; kronik şizofrenide SOD ve GPx azalırken TBARS artmış; paranoid ve rezidüel tiplerde ise SOD ve GPX deki azalma daha olmuştur.Ayrıca kadın hastaların erkek hastalara oranla daha yüksek TBARS seviyelerine sahip oldukları görülmüştür. Uzun süreli kullanımda ise; tipik ve atipik antipsikotiklerin; nörotransmitter reseptör afi niteleri farklı olmasına rağmen; li-pid peroksidasyonu ve antioksidan enzimlere benzer etkileri olduğu gösterilmiştir.
Çalışmalar aynı zamanda bipolar bozuklukta oksidatif ve antioksidatif moleküllerin patofi zyolojik rollerinin olabileceğine dikkat çekmektedir. Bipolar bozukluk sadece bir beyin hastalığı değil aynı zamanda bir sendromdur. Diğer nöropsikiatrik hastalalıklarda oksidatif metabolizma daha detaylı incelenmişken bipolar bozukluk alanında inceleme yapılması son yıllarda daha çok gerçekleşmiştir. Oksidan nitrik oksit (NO) ve SOD un bipolar bozuklukta rol oynadığı çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. Bu çalışmada; SOD ak-tivitesi hastalarda düşük çıkmıştır. Yine en son yapılan bir çalışmada da ötimikler, manik ve depresifl er karşılaştırılmış; depresifl er de SOD aktivitesi yüksek çıkmıştır. Bipolar bozuk­lukta oksidatif stres; DNA hasarıyla da ilişkilidir. Pekçok NO çalışmasına göre ilaçlar NO düzeylerini azaltır ancak bazı çalışmalarda antipsikotiklerin NO sentezi üze-rinde etkileri olmadığı da gösterilmiştir. Antidepresanların ise terapötik dozlarda etkili olmadığı ancak yüksek dozlarda SOD aktivitesini arttırdığı gösterilmiştir. Lityumun antioksidan özelliği yanında olanzapin ile beraber kullanımının atherojenik lipid profi line olumlu etkileri gösterilmiştir. Bipolar bozuklukta mevcut olan periferal oksidatif dengesizlik; hastalığın aktif fazını belirtir ve astrosit fonksiyonu ile ilişkilendirilir; şizofreni hastalarında olduğu gibi serum S100 B proteininin artışıyla gösterilebilir.
 Major depresyonun; antioksidan savunma sisteminde bozuklukla ilişkisi vardır. Ma-jor depresyonlu hastaların serumlarında E vitamini düzeyleri düşüktür. Depresyon ayrıca, serum kolestreolünün azalmış esterifi kasyonu ile de ilişkilidir. Majör depresyonda ω-3 PUFA düzeylerinin azalmış olduğu da çalışmalarda gösterilmiştir.
Yapılan çalışmalarda majör depresyonlu hastalarda artmış serum SOD aktivitesine ve TBARS düzeylerine rastlanmıştır. D i ğer başka çalışmalarda ise düşük SOD, katalaz ve GPx aktivitesi ve eritrositlerde NO düzeyleri gösterilmiştir. Majör depresyonda kan löko-sit apoptozunda artış olur. Polimorfonükleer hücrelerle beraber (PMNs), bu hücre-lerden salınan ROS ile beraber oksidan-antioksidan sistem incelendiğinde; depresyon hasta grubunda PMNs den daha fazla ROS salındığı; ve serumda SOD ve katalaz aktivitesinde artış olduğu görülmüştür. Aşırı süperoksid anyon oluşumunun PMNs apoptozu ile kore­lasyon gösterdiği görülmüştür.
Ay r ıca, şizofrenlerde olduğu gibi; depresyonlu hastalardan alınan idrar örneklerinde de bilirubinin oksidatif metaboliti olan bioprin düzeylerinin arttığı gösterilmiştir. Yapılan bazı çalışmalar psikolojik stresin ROS üretimini arttırdığını göstermiştir. Kronik ve subkro-nik duygusal stres plazma SOD enzim aktivitesinde artışa ve antioksidatif etkilerin modi-fi kasyonuna sebep olacak şekilde oksidatif stresi arttırır. Ay r ıca hareketsizlik ile indüklenen stresin sıçan beyninde, lipidlere, proteinlere ve DNA ya hasar verdiği gösterilmiştir. Hem molekülünden hem oksigenaz ve biliverdin redüktaz enzimi katalizörlüğünde biyosentez-lenen bilirubin de aynı zamanda vücut için zararlı olabilir ve yüksek konsantrasyonlardaki unkonjuge bilirubinin nöronal hasara yol açtığı bilinmektedir. Şizofreni ve ılımlı hiperbili-rubinemi arasında ise ilişki vardır. Bilirubinin toksik etkilerinin aksine antioksidan özel­likte olduğu da bilinmektedir. Bilirubinin ROS ile reaksiyonu; pekçok bilirubin oksidatif metabolitlerinin üretimine neden olur (BOM; biopirinler). İnsanlarda, duygusal uyarımın sonucunda, idrarda, bilirubinin oksidatif metabolitlerine rastlanmıştır ve bu biopirinlerin psikolojik stres belirteci olarak kullanılabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmalarda çeşitli oksidatif durumlarda üretilen ROS un; bilirubin tarafından yıkıma uğratıldığı gösterilmiştir. Şizofreni hastalarında biopirin düzeyleri ise depresyon hastalarına ve sağlıklı bireylere kıyasla daha fazla görülür. Hastalar psikotik durumdan iyileşme gösterdikçe ise idrarda biopirin düzeyleri azalır. Psikolojik stresin ve psikotik durumun ROS üretiminin me-tabolik sürecindeki etkileri hala açık değildir. Ancak yapılan bazı çalışmalarda psikolojik stresin beyinde; serebrumda ılımlı serebral iskemi-reperfüzyon hasarı etkisiyle oksidatif strese yol açtığı gösterilmiştir. İşte bu şekilde oluşan ROS; bilirubinle reaksiyona girer ve biopirinlerin oluşumuna yol açar.
Psikolojik stresin yani depresyonun, kanser oluşumu üzerine etkisi incelendiğinde ise; lökositlerde oksidatif DNA hasar markerı olan 8-OH dG düzeyleri tayin edilerek özellikle kadınlarda nötrofi l aktivasyonu ile oksidatif DNA hasarının pozitif korelasyon gösterdiği görülür.
Serbest radikallerin anksiyete bozukluklarının (obsesif kompulsif bozukluk ve panik atak) patogenezinde rol oynadığı bilinmektedir. Bu hastaların GPx ve SOD enzim aktiviteleri artmıştır.
Anksiyetede de oksidatif stresin ilişkisi gösterilmiştir. Aydınlık/karanlık seçim davranış testi uygulanan hayvanlarda görülen anksiyetede; periferal granülositlerde ROS varlığı gösterilmiştir ve ROS artışı oluşan anksiyete ile pozitif korelasyon göstermiştir. Anksi-yetede oksidatif stresin ilişkisi beyin dokuları incelenerek diğer başka çalışmalarla da belirtilmiştir. Sıçanlarda yapılan, obezitenin neden olduğu anksiyete çalışmasında; obez fenotipte, frontal korteksde protein oksidasyonunun anksiyete ile pozitif korele olarak arttığı gösterilmiştir. Anksiyete bozukluğu olan obsesif kompulsif bozuklukta oksidan/ antioksidan durum incelendiğinde; oksidatif dengesizlik olduğu görülmektedir; ve total antioksidan statünün ileride bu hastalar için teşhiste marker olarak bile kullanılabileceği ileri sürülmektedir. Obsesif kompulsif bozukluğu olan kişilerin plazmalarında E ve C vita­minlerinin düşük; TBARS düzeylerinin ise yüksek olduğu belirtilmiştir.
Çocukları, adolesanları ve dikkatsiz, tepkisel ve hareketli yetişkinleri tarif eden bir teşhis olan dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (ADHD) incelendiğinde; çocuklarda esansiyel yağ asitlerinin eksikliği görülmüştür. Omega-3 yağ asitlerinin düzeyi sağlıklı bireylere göre düşüktür. Keten tohumu ve C vitamini verilmesinin bu çocuklarda iyileşme gösterdiği bildirilmiştir. Omega-3 yağ asitlerinin antioksidanlarla verilmesinin olum­lu etkileri daha da fazla olmaktadır. ADHD li çocuklarda plazma çinko bakır düzey­leri incelendiğinde ise; plazma çinko düzeylerinin normallere göre düşük olduğu, bakır düzeylerinin ise farklı olmadığı görülmüştür. Yüksek çinko düzeyleri olan çocuklarda daha iyi stimulan yanıtı olduğunu ve çinko düzeylerinin stimulanlara yanıtı tahmin et­tirici olduğu gösterilmiştir. Stimulanlara yanıt vermeyen çocuklara ise çinko takviyesi uygun olacaktır. Bakırın düşük miktarları ise oksidatif stres açısından önemlidir. Bakır; süperoksid radikalini ortadan kaldıran SOD enzimi yapısına girer; dolayısı ile hücre zar yapılarının ve işlevlerinin etkileneceği şüphesizdir. Genç erişkin tipi dikkat eksikliği hip-eraktivite bozukluğu durumlarında anlamlı MDA artışı da gözlenmiştir.
Post travmatik stres bozukluklarında, akut oluşan radikaller organizma tarafından muh­temelen yeterince detoksifi ye edilebildiğinden MDA, SOD ve GPx değişimleri anlamlı bulunamamıştır.
Sosyal fobi olgularında MDA düzeylerinin artışın, antioksidan enzimlerin aktivitesi-ni arttırdığı, citalopram tedavisi uygulamalarında MDA düzeylerinin normal seviyeler düştüğü gözlenmiştir.
Kaynaklar
1.        Halliwell B., Gutterige JM. Free Radicals in Biologo and Medicine. Third edition. Oxford Univer-sity Pres, New York 1999; 27-34, 73-122.
2.        Davies K.J.A.: Oxidative stres: the paradox of aerobic life. Biochem. Soc. Symp. 1995; 61: 1-31.
3.        Halliwell B. Free radicals, antioxidants, and human disease: curiosity, cause, or consequence? Lancet. 1994; 344(8924): 721-4.
4.        Gutterige JMC. Lipid peroxidation and antioxidants as biomarkers of tissue damage. Clin Chem 1995; 41(12): 1819-28
5.        Uysal M. Serbest radikaller; lipit peroksitleri ve organizmada prooksidan-antioksidan dengeyi etkileyen koşullar. Klinik Gelişim 1998; 11: 336-341.
6.        Seven A, Candan G.Serbest radikaller ve lipid peroksidasyonu. Klinik Gelişim 1995; 8:3906-3911.
7.        Halliwell B., Chirico S. Lipid peroxidation: its mechanism measurement and signifi cance. Am J Clin Nutr 1993; 57: 715-25.
8.        Buege JA, Aust SD. Microsomal lipid peroxidation. Methods Enzymol 1978; 12:302-10.
9.        Arvindakshan M, Sitasawad S, Debsikdar V, Ghate M, Evans D, Horrobin DF,et al. Essential poly-unsaturated fatty acid and lipid peroxide levels in nevermedicated and medicated schizophrenia patients. Biol Psychiatry 2003;53:56–64.type with intracellular and extracellular
10.     Gama CS, Salvador M, Andreazza AC, Kapczinski F, Silva Belmonte-de-AbreuP. Elevated se­rum superoxide dismutase and thiobarbituric acid reactive substances in schizophrenia: a study of patients treated with haloperidol orclozapine. Prog Neuropsychopharmacol Biol Psychiatry 2006;30:512–5.
11.     McCreadie RG, MacDonald E, Wiles D, Campbell G, Paterson JR. The Nithsdale Schizophrenia Surveys. XIV: plasma lipid peroxide and serum vitamin E levels in patients with and without tardive dyskinesia, and innormal subjects. Br J Psychiatry 1995;167:610–7.
12.     Ustundag B, Atmaca M, Kirtas O, Selek S, Metin K, Tezcan E. Total antioxidant response in pa-tients with schizophrenia. Psychiatry Clin Neurosci2006;60:458–64.
13.     D.F. Horrobin, The membrane phospholipid hypothesis as a biochemical basis for the neurodeve-lopmental concept of schizophrenia, Schizophr. Res. 30 (1998) 193–208.
14.     A.B. Doris, K. Wahle, A. MacDonald, S. Morris, I. Coffey, Red cell membrane fatty acids, cyto-solic phospholipase-A2 and schizophrenia, Schizophr Res 31 (1998) 185–196.
15.     Young J, Kinney SCMc, Ross BM, Rahle KWJ. Biomarkers of oxidative stress in schizophrenic and control subjects. Prostaglandins, Leukotrienes and Essential Fatty Acids 76 ; 2007; 73–85
16.     Fenton, W.S., Hibbeln, J., Knable, M., 2000. Essential fatty acids,lipid membrane abnormalities, and the diagnosis and treatment of schizophrenia. Biol. Psychiatry 47, 8 – 21.
17.     Ranjekar PK, Hinge A, Hegde MV, Ghate M, Kale A, Sitasawad S, et al.Decreased antioxidant enzymes and membrane essential polyunsaturated fatty acids in schizophrenic and bipolar mood disorder patients. Psychiatry Res 2003;121:109–22..
18.     Othmen LB, Merchri A, Fendri C, Bost M, Chazot G, Gaha L, Kerkeni A. Altered antioxidant defense system in clinically stable patients with schizophrenia and their unaffected siblings
19.     Progress in Neuro-Psychopharmacology & Biological Psychiatry , 2007, in press
20.     Ranjekar KP, Hinge A, Hegde MV, Ghate M, Kale A, Sitasawad S, Wagh UV, Debsikdar VB,
21.     Mahadik SP. Decreased antioxidant enzymes and membrane essential polyunsaturated fatty acids in schizophrenic and bipolar mood disorder patients. Psychiatry Research 121 (2003) 109–122
22.     Young J, Wahle KWJ, Boyle SP. Cytoprotective effects of phenolic antioxidants and essential fatty acids in human blood monocyte and neuroblastoma cell lines: Surrogates for neurological damage in vivo. Prostaglandins, Leukotrienes and Essential Fatty Acids 2007, in press.
23.     Grima G, Benz B, Parpura V, Cuenod M, Do KQ. Dopamine-induced oxidative stress in neu-rons with glutathione deficit: implication for schizophrenia. Schizophrenia Research 62 (2003) 213– 224
24.     Akyol O, Herken H, Uz E, Fadıllıoğlu E, Unal S, Söğüt S, Ozyurt H, Savaş A. The indices of endogenous oxidative and antioxidative processes in plasma from schizophrenic patients The pos-sible role of oxidant/antioxidant imbalances. Progress in Neuro-Psychopharmacology & Biologi-cal Psychiatry 26 (2002) 995– 1005
25.     Mahadik SP, Mukherjee S. Free radical pathology and antioxidant defense in schizophrenia: a review. Schizophr Res 1996;19(1):1–17.
26.     Subramanyam B, Rollema H, Woolf T, Castagnoli Jr N. Identifi cation of a potentially neuro-toxic pyridinium metabolite of haloperidol in rats. Biochem Biophys Res Commun 1990;166(1): 238–44.
27.     Parikh V, Khan MM, Mahadik SP. Differential effects of antipsychotics on expression of antioxi-dant enzymes and membrane lipid peroxidation in rat brain. J Psychiatr Res 2003;37(1): 43–51.
28.     Mahadik SP, Pillai A, Joshi S, Foster A. Prevention of oxidative stress-mediated neuropathology and improved clinical outcome by adjunctive use of a combination of antioxidants and omega-3 fatty acids in schizophrenia. Int Rev Psychiatry 2006;18(2):119–31.
29.     Mukherjee, S., Mahadik, S.P., Scheffer, R., Correnti, E.E.,Kelkar, H., 1996. Impaired antioxidant defense at the onset of psychosis. Schizophrenia Research 19 (1), 19–26.
30.     Zhang XY, Tan YL, Cao LY, Wub GY, Xu Q, Shen Y, Zhou DF. Antioxidant enzymes and lipid peroxidation in different forms of schizophrenia treated with typical and atypical antipsychotics. Schizophrenia Research 81 (2006) 291– 300
31.     Selek S., Savas HA., Gergerlioglu HS., Bulbul F., Uz E., Yumru M. The course of nitric oxide and superoxide dismutase during treatment of bipolar depressive episode. Journal of Affective Disorders, 2007, in press.
32.     Bashkatova, V. , Narkevich, V. , Vitskova, G., Vanin, A., 2003. Theinfl uence of anticonvulsant and antioxidant drugs on nitric oxide level and lipid peroxidation in the rat brain during penthylenetet-razole-induced epileptiform model seizures.
33.     Prog. Neuropsychopharmacol. Biol. Psychiatry 27, 487–492.
34.     Andreazza A, Cassini C, Rosa A, Leite M, Almeida L, Nardin P, Cunha A, Cereser K, Santin A, Gottfried C, Salvador M, Kapczinski F, Goncalves C. Serum S100B and antioxidant enzymes in bipolar patients. Journal of Psychiatric Research 41 (2007) 523–529
35.     Maes M, Christophe A, Delanghe J, Althamura C, Neels H, Meltzer H. Lowered v3 polyunsatu-rated fatty acids in serum phospholipids and cholesteryl esters of depressed patients.
36.     Ozcan, M.E., Gulec, M., Ozerol, E., Polat, R., Akyol, O., 2004.Antioxidant enzyme activities and oxidative stress in affective disorders. Int. Clin. Psychopharmacol. 19, 89–95.
37.     Ciesiaelska AS, Slotwinska M, Stachura A, Michalowska H, Slemp HD, Junak AB, Szerszen MK. Accelerated apoptosis of blood leukocytes and oxidative stress in blood of patients with major depression. Neuropsychopharmacology and biological psychiatry, 2007, in press. tioning of oxi-dative DNA damage in rats. Neuroscience Letters 288, 13–16.
38.     Cernak, I., Savic, V., Kotur, J., Prokic, V., Kuljic, B., Grbovic, D.,2000. Alterations in magnesium and oxidative status during chronic emotional stress. Magnesium Research 13, 29–36.
39.     Yasukawa R, Miyaoka T, Yasuda H, Hayashida M,Inagaki T, Horiguch J. Increased urinary excre-tion of biopyrrins, oxidative metabolites of bilirubin, in patients with schizophrenia Psychiatry Research 153; 203–207, 2007
40.     Irie M, Asami S, I keda M, Depressive state relates to female oxidative DNA damagevia neutro-phil activation Biochemical and Biophysical Research Commun. 311 (2003) 1014–1018
41.     Ersan S, Bakır S, Ersan E, Doğan O. Examination of free radical metabolism and antioxidant defence system elements in patients with obsessive–compulsive disorderProgress in Neuro-Psychopharmacology & Biological Psychiatry 30 (2006) 1039–1042.
42.     Bulut M, Selek S, Gergerlioglu HS, Savas HA, Yilmaz HR, Yuce M, Ekici G. Malondial-dehyde levels in adult attention-defi cit hyperactivity disorder. J Psychiatry Neurosci. 2007 Nov;32(6):435-8.
43.     Tezcan E, Atmaca M, Kuloglu M, Ustundag B. Free radicals in patients with post-traumatic stress disorder. Eur Arch Psychiatry Clin Neurosci. 2003 Apr;253(2):89-91.
44.     Atmaca M, Tezcan E, Kuloglu M, Ustundag B, Tunckol H. Antioxidant enzyme and malondial-dehyde values in social phobia before and after citalopram treatment. Eur Arch Psychiatry Clin Neurosci. 2004 Aug;254(4):231-5.






Bu Makalenin geldigi yer: STETESKOP NET
http://www.steteskop.net

Bu Makale icin adres:
http://www.steteskop.net/modules.php?name=Tibbi_Makale&file=article&sid=1197